Bauhaus Sanat Akımı: Tasarımda Çığır Açan Bir Ekol

20. yüzyılın en önemli sanat akımlarından birini yaratan ve etkisini günümüze kadar sürdüren Bauhaus Okulu’nu sizin için inceledik.

Sanat, tasarım ve mimaride özgür ve deneysel olmayı amaçlayan Bauhaus Okulu, 1919 yılında kuruldu. Yalnızca 14 yıl faaliyet gösteren bu okul, yetiştirdiği sanatçı, tasarımcı ve mimarlar sayesinde ise sanayileşme ile sanatın birleşimindeki en önemli simgelerden biri haline dönüştü.

Günümüzde hala etkisini sürdüren bu akım, Endüstri Çağı’na yönelik sade, pratik ve süsten uzak seri üretim tasarımlar yapma ihtiyacının karşılığı oldu. 2019 yılı itibarıyla 100. yaşını kutlayan Bauhaus Hareketi, sanat akımları içerisinde derin bir iz bırakmayı ve sanatın bütün dallarına nüfuz etmeyi başardı. Bauhaus akımını Bahçelievler Projesi’nden bir daire alarak uygularsanız şehir hayatında sade ve doğayla iç içe huzurlu bir yaşam tarzı sağlayabilirsiniz.

Bu yazımızda 20. yüzyılda doğan Bauhaus ekolünü inceleyeceğiz ve bu akımı daha yakından tanımanızı sağlayacağız. Hazırsanız başlayalım, Almanya’ya doğru yol alalım.

Bauhaus Sanat Akımı Nedir?

Mimar Walter Gropius tarafından 1919 yılında Almanya'nın Weimar şehrinde kurulan Bauhaus Okulu aslında bir sanat hareketiydi ve yeni bir hayatın, yeni fikirlerin başlangıcını temsil ediyordu. 1. Dünya Savaşı sonrasında kurulan okul; endüstri, sanat ve zanaati modernist biçimde birleştirmeye çalışmıştı.

Sözcük olarak "yapı evi" anlamına gelen Bauhaus, özgürlükçü ve yeni bir dünya görüşüyle sanat ile seri üretimin bir arada yapılabileceğini göstermeyi hedeflemişti. 1919’dan 1925’e kadar Weimar'da, 1925'ten 1932'ye kadar Dessau'da, 1932’den kapandığı 1933’e kadar ise Berlin'de faaliyetini sürdüren okul, daima mimar direktörler tarafından yönetilmişti.

Modern mimari ve sanat açısından çok önemli fikirler doğuran bu okul, kısa süreli ömrüne rağmen bir ekol haline gelmeyi başardı.

Bauhaus Felsefesi: Sanatın Günlük Hayattaki Önemi

Bauhaus Okulu’nun kurucusu Walter Gropius'un misyonu; resim, heykel, mimari gibi farklı dallardaki sanatçıları ve zanaatkarları bir araya getirerek iş birliğine dayalı bir topluluk oluşturmaktı. Gropius'a göre sanatın çekiciliği, gündelik hayatla olan bağlantısında ve hayat için sağladığı faydada gizliydi.

Gropius özellikle mimari yapılarda işlevselliği ve yalınlığı önemsiyordu. Yapıların toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve çevre ile uyumlu olması gerektiğine inanıyordu. Bu sebeple de binalara saydam bir görünüş kazandırarak iç ve dış mekanı birleştirmeyi amaçlıyordu. Bahçelievler Projesi’nde de NEF Projelerinin çoğunda olduğu gibi cam kullanımı fazla olmakla beraber işlevselliğe önem verilmesi sebebiyle bu akıma oldukça kolay uyarlanabilir.

Ortaya çıktığı dönemde sanatın rolüne ilişkin tartışmaların merkezi haline gelen Bauhaus terimi de zaman içinde evrildi. Bu yenilikçi sanat akımı, okulun öğretilerinden doğan, geometrik dengeye sahip ve net hatları olan sanat eserlerini tarif eder hale geldi.

Mimari Açıdan Bauhaus Sanat Okulu: İhtiyaca Göre Yapılar

Bauhaus Sanat Okulu, bütün sanatların birleşmiş olduğu en temel noktanın binalar olduğunu vurgulamıştı. Bu yüzden şehir tasarımı, yapı, planlama ve teknik ressamlığın tamamının bir arada olduğu temel bir eğitim vermeyi hedeflemişti.

Temelinde sanat ile zanaatı birleştirmek olan bu akım, mimarlığı da bir araştırma nesnesi olarak görmüştü. Yarattıkları tasarım sentezi de günümüze kadar ulaşmayı başardı. Sanat olgusunun ve bütün referanslarının insanların ihtiyacına göre kullanılmasını hedefleyen Bauhaus Okulu, herhangi bir ürünün ya da yapının tasarımında estetik kaygılardan ziyade fonksiyona yönelik hareket etmeyi amaç edinmişti.

Ayrıca bu okul, sanatçıları sosyal konular üzerinde şekillendirmeye ve onlara bu anlamda belirli sorumluluklar yüklemeye de çalışmıştı. Bauhaus ürünleri ve hareketi, Endüstri Çağı’nda yaşanan yeni biçime yönelik, sanat ile sanatçının rolü üzerinde yapılan bütün çalışmalara da öncülük etmişti.

Bauhaus Sanat Okulu’nun Sonu

Baskıcı bir dönemde faaliyet gösteren Bauhaus Sanat Okulu, sürekli bir şehirden ötekine taşınmaya zorlandı. Sonunda Nazi yönetiminin yaptığı baskılar sonucu okul 1933 yılında resmi olarak kapandı.

Bauhaus Okulu kapandıktan sonra üyeleri de sürgün edildi ve okulun çoğu hocası, ABD üniversitelerine geçti. 1937’de Chicago'da kurulan "Yeni Bauhaus Okulu" daha sonra ismini Illinois Tasarım Enstitüsü olarak değiştirdi ve günümüze kadar geldi. Böylece 20. yüzyılın en önemli sanat ve mimari hareketlerinden Bauhaus ekolü de kalıcı olmayı başardı.

Yazımızın burada sonuna geldik, ama siz okumaya devam etmek istiyorsanız “Değişen ve Dönüşen Dünya: İnsan Odaklı Tasarımın Önemi” yazımıza geçebilirsiniz.

10.12.2019 - Nef Keşif
Kültür, Tasarım, Sanat