Drone'ların Uçtuğu Yeni Dünya: Sınırlar ve Kurallar

Askeri üslerin vazgeçilmezi drone, bugünlerde bir ‘hobi’ aracı olarak karşımıza çıkıyor ve hatta bir adım daha da öteye giderek kargolarımızı bırakıyor, canlı konserleri videoya alıyor. Peki, drone’ların yarattığı bu dünyada sınırlar nerede başlıyor ve nerede bitiyor?



“Uzaktan kontrol edilen pilotsuz hava aracı” anlamına gelen drone, bu ürkütücü tanımın aksine artık aramızda masum bir kelebek misali süzülerek sokaklarda, plajlarda ve hatta konserlerde yerini almayı ihmal etmiyor. İlk olarak gözlem amaçlı üretilen ve ağırlıklı olarak askeri amaçlarla kullanılan drone’lar, tıpkı akıllı cihazlar gibi gündelik yaşamımızda görünürlüklerini her geçen gün artırmaya devam ediyor. Artık ‘gözlem’ amacının yanı sıra kargo taşımak, video kaydı yapmak, dans etmek (evet, doğru okudunuz) ya da resim yapmak gibi yetenekler de kazanan bu yeni nesil dijital ‘canlılar’; sosyalleşme yöntemlerimizi değiştirdiği gibi gözlemciliğe olan ilgimizi de giderek artıracağa benziyor.

Askeriyeden Sivile: Drone’larla Kısa Bir Tarih Turu

İlk olarak 1800’lü yıllarda doğduğu varsayılan insansız hava araçlarının askeri amaçlı kullanımı fikri, aslında drone’ların da doğuşu anlamına geliyor. Vietnam Savaşı’nda kullanılan 3500 adet drone, oldukça kalabalık bir ekip halinde savaşın kaderine ciddi oranda etki etmiş oldu. Bu dönemde silahlı olarak görev yapan drone’lar, II. Dünya Savaşı’ndan sonra çok daha geniş bir popülarite kazandı. Batı Galler’in ‘insansız hava aracı’ konusunda dünya lideri olma iddiasıyla birlikte bu alanda sunulan ilk havaalanını açmasıyla tüm dünya ülkeleri genelinde drone kullanmak ve üretmek, takip edilmesi elzem bi trend haline geldi. Kimi ülkeler askeri amaçların dışına çıkarak saha araştırmalarında ya da hasar tespitlerini araştırmak üzere drone’lardan yardım almaya başladı. Bu sayede vakit ve kaynak tasarrufu sağlayarak büyük arazilerin taranması ve saniyeler içerisinde bu alanlarla ilgili bilgi alınması gibi önemli görevler üstlenen drone; zaman içerisinde popülerliğini daha da artırdı. Askeri amaç harici kullanılan, ‘sivil’ denilebilecek ilk drone fikrinin ise Tesla’ya ait olduğu iddia ediliyor. 1898’de patentini alan ve bu teknolojiyi ‘tele-otomasyon’ olarak adlandıran Tesla’nın bu icadı, bugünkü drone teknolojisinin temellerini oluşturan en önemli çıkış noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

Sosyal Drone’lar ya da Yeni Çağ Drone’ları

Artık askeri amaçlarla kullanılan drone’ların yanı sıra bu cihazlardan daha küçük ve hafif olarak üretilen ‘sosyal’ drone’lar; kolaylıkla taşınabilen ve herkesçe satın alınabilen formda piyasaya sürüldükten sonra hem bizim için hem de drone’lar için yeni bir çağ da başlamış oldu. GoPro kameralarla gücünü birleştiren drone’lar, kuş bakışı çekimlerde kullanılırken akıllı telefon sahipleri bu yeni bakış açısından kişisel amaçlarla yararlanmayı ihmal etmedi. Sonuç olarak plajlar ve konserler drone’larla dolup taşmaya başladı. Öyle ki drone alacak bütçesi olmayanlar ya da drone’larını kişiselleştirmek isteyenler, evde kendi başlarına yaptıkları mini drone’ları (quadcopter) kullanmaya başladı. “Yurttaş haberciliği” kavramının gelişmesi ve özellikle toplumsal olayları kaydedip görsel olarak belgeleme yoluna gidilmesiyle birlikte drone’lar çok daha ciddi meseleler üzerinde yoğunlaşmaya başladı. Geçtiğimiz yıllarda bazı konser etkinliklerinde bu kez sahneyi ele geçiren drone’ların gerçekleştirdiği dans şovu da çok fazla konuşulmuştu. Ancak bu etkinlikten çok daha önce, drone şovlarının yapıldığı birçok etkinlik düzenlenmişti bile.

Drone’lar ve Keskin Sınırlar

Peki, herkesin o veya bu şekilde erişebildiği ve kayıt butonuna sıkı sıkıya sarıldığı bu cihazların beraberinde getirdiği “kişisel alanın ihlali” ve “güvenlik” konularına bakış açısı nedir? Kimi ülkelerde bu durum çok ciddi bir problem olarak görüldüğü için drone’lar yasaklanırken kimi ülkelerde ise bu konuda sıkı kurallar mevcut. Fas, Tunus, Mısır, Nijerya, İran, Katar, Irak, Lübnan, Suriye, Filistin, İsrail gibi birçok ülkede drone sahibi olmak ve drone uçurma kesinlikle yasak. Ülkemizde ise 500 gr altındaki drone’lar, hobi araçları olarak kabul ediliyor. Drone’larını ‘hobi olarak’ bu sınırlar içerisinde kullanan kullanıcılar; -askeri alanlar, stadyumlar ve devlet daireleri dışarıda tutularak- özel alanlar ve konutlara en fazla 50 metreye kadar yaklaşabilme şartıyla şehir içinde drone’larını uçurabiliyorlar. Türkiye'de, 2017 itibariyle kayıtlı insansız hava araçlarının sayısı 8.349'a, bu araçları kullananların sayısı ise 11.839'a ulaştı. Yakın dönemde bu sayıların hızlı bir biçimde artması da bekleniyor. Neden mi? Çünkü artık yalnızca bireysel kullanımlarda değil, eğlence ve ulaşım başta olmak üzere birçok sektörde de drone’lar önemli birer aktör olarak yerini almış durumda. Hemen göz atalım:

Hizmet: Son dönemin en çok konuşulan gelişmelerinden biri, Amazon’un kargo hizmetini drone’lar aracılığıyla vermek istemesi oldu. Amazon PrimeAir - Drone Shipping adı verilen bu sistemde, 2.25 kilogram ve altındaki kargoların, 30 dakika içinde teslim edilmesi hedefleniyor. Girilen koordinatlara uygun olarak iniş yapan drone’ların, ürünün müşteri tarafından teslim alınmasının ardından havalanarak ana üsse dönmesi bekleniyor. 2017 itibariyle patenti alınan bu hizmet kapsamında 2020 yılına dek 33 bin drone’un üretilmesi ve hizmet vermeye başlaması bekleniyor. Amazon’un dışında drone’ları teslim işlemleri için kullanan bir diğer marka ise Walmart olacak. Mağazaları arasında ürün teslimi ve bilgi paylaşımı için kullanılacak olan Walmart Alışveriş Asistanları, yakın dönemde hizmete girmeye başlayacak.

Eğlence: Drone’lar, kişisel kullanımlarda harika kareler yakalama, özellikle tatilleri müthiş video ve fotoğraflarla ölümsüzleştirme imkanı sunmasına ek olarak eğlence sektöründe de aynı amaçla kullanılıyor. Konserlerin kuş bakışı açıdan belgelenmesi gibi amaçların yanı sıra görsel şov malzemesi oluşturacak koreografilere de hayat veriyor. En güçlü örneğini, geçtiğimiz yıllarda ABD’de gerçekleşen spor etkinliği Super Bowl’da gözlemlediğimiz bu şovlarda yüzlerce ve hatta binlerce drone, gökyüzünde koordinatları takip edecek şekilde uçarak müthiş bir görsel şölen yaşatmıştı. Kimi ülkelerde ise yalnızca drone’ların yer aldığı benzer şovlar yapılmaya ve yüzbinlerce izleyiciye ulaşmaya devam ediyor.

Sinema: Sinema sektörüne yepyeni bir bakış açısı getiren ve sıklıkla yönetmen Alfred Hitchcock tarafından kullanılan ‘Dolly Zoom’ (Vertigo Efekti), bize kimi sahneleri uzaktan ya da kuşbakışı görmenin önemini bir kez daha göstermişti. Drone teknolojisiyle tanışan görüntü yönetmenleri ise bu efekti drone aracılığıyla genişleterek özellikle belgesel ve sinema filmi çekimlerinde, atmosferi en göz alıcı şekilde yansıtmayı başardı. Böylece gerçek zamanlamalarla çekilen sahneler, bugün hala tercih edilen sinemada gerçekçilik üslubunu güçlendirirken izleyiciye çok daha güçlü ve etkileyici sahneler sunabiliyor. Teşekkürler drone!

Emlak: Her sektörde kendine yer edinen drone’lar, elbette yeteneklerini emlak sektöründe de hayata geçirmekten geri kalmayacaktı. 20 ve daha fazla kata sahip çok büyük yapılarda, daire ya da ofis satın almak isteyenler için o katın manzarasını kaydeden ve daha sonra bu manzarayı anlık olarak ileten drone’lar, size satın alacağınız ev ya da ofisle ilgili net bilgi sağlıyor. Evinizi dışarıdan görmek ve manzarasını bir kuş misali keşfetmek keyifli olmaz mıydı?

Doğa: Evet, bu madde sizlere biraz korkutucu gelebilir; ama konu yalnızca drone’lar değil, ‘insansız hava araçları’ olunca işler bu boyuta geldi. Walmart’ın patentini aldığı otonom arılar, günden güne dramatik bir biçimde azalan arı popülasyonuna tozlaşma sürecinde yardımcı olmayı hedefliyor. Bitkilerin yerini tespit etmek için sensörlerden ve kameralardan faydalanacak olan ‘robot arılar’, planlanan hedeflerine otonom olarak gidebilecek ve bir bitkiden aldığı polenleri diğer bitkiye taşıyarak bitkilerin döllenmesine katkıda bulunacak. 2013 yılında ilk olarak Harvard Üniverstesi’nde RoboBee ismiyle sunulan bu teknoloji, Walmart tarafından keşfedilmese de Walmart kendi projesiyle yalnızca yiyecek sektöründe değil, tarım sektöründe de güvenilir olmak adına yenilikçi bir adım atmış oluyor.


10.07.2018 - Teknoloji
Tasarım, İnovasyon, Ürün Tasarımı