Gelmiş Geçmiş En Göz Alıcı Set Tasarımları

Film atmosferlerini unutulmaz evrenlere dönüştüren set tasarımları, bu filmleri unutulmaz kılan en önemli detay olabilir mi? Biz cevap hakkımızı ‘Evet’ten yana kullanıyoruz.

İzleyici memnun etmekten ziyade sanatsal bir amaca hizmet eden ve film atmosferini gerçek kılmayı hedefleyen set tasarımları, niceliklerinden çok nitelikleriyle fark yaratan en özgün tasarımlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Hikayenin ‘nerede’ ve ‘ne zaman’ bileşenlerini en güçlü şekilde yansıtma becerisine sahip set tasarımlarını iyi birer mimari ve tasarım örneği olarak ele alıyor ve bu zengin dünyaya kısa süreli de olsa konuk oluyoruz.

Titanik

İki aşığın imkansız görünen aşklarını, bir o kadar imkansız bir hikaye çerçevesinde ele alan Titanik, söz konusu set hazırlamak olduğunda da yine imkansız görünen birçok tasarımı hayata geçiren ve bu anlamda döneminin ilklerinden biri olan özel bir yapım. 1912 yılında trajik bir biçimde sulara gömülen gerçek Titanik’ten %10 daha küçük ve aslına uygun bir biçimde yeniden inşa edilen gemi, bu göz alıcı setin yalnızca ‘küçük bir kısmını’ oluşturuyor. 1997 yılında Meksika’nın Rosarito bölgesinde çekimleri tamamlanan filmde, geminin sulara gömüldüğü ihtişamlı sahnenin hakkını verebilmek için en az gemi kadar büyük bir menteşe inşa edildi ve geminin kolay bir biçimde yatay konuma gelmesi sağlandı. Böylece gemi milyonlarca litre okyanus suyunun bulunduğu 800 metrelik bir su tankı içerisine gömülmeyi ‘başardı’.

Büyük Budapeşte Oteli

Hayal gücünü hem renkler hem de dekorlar anlamında dışa vuran, güçlü set tasarımlarıyla tanıdığımız Wes Anderson, Almanya’nın Gorlitz kentinde hayat bulan bu filmi, set tasarımcısı ve fikir ortağı Adam Stockhausen’ın yardımıyla bir şahesere dönüştürmeyi başardı. Filmin ana seti olarak ise terk edilmiş 5 katlı bir dükkanı kullanacaklardı. Bir atriumu ve bir tavan penceresini bu denli ihtişamlı şekilde kullanarak bu mekanların adeta yeniden yaratabileceğini onlardan başka kim hayal edebilirdi ki zaten? Üstelik bu süper ikili, aynı binayı film içerisindeki farklı sahneler için 2 farklı dekorda yeniden var etti: İlki 60’lı yıllara atıfta bulunan özel bir tasarımla hayat bulurken ikinci tasarım ise 20’li ve 30’lu yıllara odaklanacaktı. Biz izleyicilere de bu zaman makinesinde her bir detayı yakalayarak bu incelikli tasarımların keyfini çıkarmak kaldı.

Harry Potter Serisi

Daha önce hiç var olmamış ve asla var olmayacak sihirli bir dünyayı zihninizde tasarladıktan sonra bu hayali dünyayı gerçek hale getirebilir misiniz? 2001-2011 yılları arasındaki 10 sene boyunca bu soruyu en iyi şekilde cevaplamak için canla başla çalışan Harry Potter yapım ekibi, toplamda 60 adet farklı set tasarımı kullandı. Büyük Salon, Yasak Orman, Platform 9¾ ve Diagon Alley gibi filmin en ikonik alanlarını her yıl yeniden ve daha detaylı bir biçimde inşa eden ekip, çekimlerin büyük bir kısmını stüdyoda oluşturulan mekanlarda tamamladı. Proje kapsamında çalışan 86 sanatçının ve onların ekiplerinin çalışma saatlerinin toplamı ise bir çalışanın 74 yıllık ömrüne karşılık geliyor. 

Yüzüklerin Efendisi

Yüzükler Efendisi film serisi de zorlu ve bir o kadar da büyülü bir dünyanın ürünü olarak karşımıza çıkıyor. Yeni Zelanda’nın Waikato bölgesinde, bir aileye ait özel bir mülkte kurulan bu göz alıcı setin hayata geçmesi için Yeni Zelanda Ordusu’ndan özel bir izin alındı. 37 hobbit deliği, kocaman bir değirmen ve bir çift kemer köprüsü için özel olarak cephelerin inşa edildiği bu kapsamlı sette, set tasarımcısı Grand Major’ın ısrarlarıyla ‘gerçek’ bir ortam yaratabilmek için filmde kullanılan tüm sebze ve meyveler arazide yetiştirildi. Böylece hem görsel olarak bütünlük oluşturulurken hem de oyuncuların kendilerini ‘evlerinde’ hissetmeleri sağlanmış oldu.

Kleopatra

Elizabeth Taylor ve Richard Burton’ın başrollerini paylaştığı, döneminin en ihtişamlı set tasarımlarından birine sahip Kleopatra’nın çekimlerine İngiltere’de başlandı. Kısa süre sonra güçlü bir yağmur ve fırtına sonrasında yıkılan 20 bin dolar değerindeki set, Roma’da yer alan Cincecitta Studios’ta yeniden inşa edildi. Orijinalinden 3 kat daha büyük tasarlanan ve filmin en ikonik tasarımlarından biri olan Roma Forumu’nun inşası sırasında İtalya’daki inşaat malzemelerinin neredeyse tükendiği de bu görkemli sete dair kulağımıza çalınan efsaneler arasında. Kleopatra’nın ihtişamını en ince detaylarıyla hayata geçirmek isteyen ekipte 1000’den fazla kişinin çalıştığı ve toplamda 26.000’den fazla kostümün hazırlandığı söyleniyor.

27.04.2018 - Tasarım ve Mimari
Mimari, Tasarım, Sanat