Duvarlarda sıkça rastladığımız, kimi zaman festivalleri düzenlenen graffiti’lerin artık satışına başlanmış olması sevindirici mi, yoksa düşündürücü mü olmalı? Graffiti satın alınmalı mı? Yoksa bu durum graffiti sanatının yavaş yavaş sona erdiğine mi işaret ediyor? Bakalım...


Gerçek kimliğiyle tanışmaya henüz nail olamadığımız İngiliz sanatçı Banksy aracılığıyla kademeli olarak tüm dünyada popülerliğini artırmaya devam eden sokak sanatı, yolculuğuna graffiti ile başladı. Şimdilerde ise graffiti’nin atası olarak da sayılabilecek, çok büyük boyutlarda ve mevcut mimari yapıyı dikkate alarak hazırlanan mural’leri (duvar resimleri) her yerde görebiliyoruz. Bu kadar zahmetli bir şekilde hazırlanan, zihinsel eforun haricinde bir de fiziksel efor gerektiren bu sanatın icrası, karşılığını ne kadar buluyor? Graffiti’ler satılabilir mi? Satılırsa para ederler mi? Graffiti neden satılır? Merak ettik ve son dönemin büyük ses getiren graffiti satışlarıyla birlikte bu renkli dünyaya bir göz atalım istedik.

Şehre Hayat Veren İfadeler: Graffiti Sanatı

Gelmiş geçmiş en muhalif ifade biçimlerinden biri olarak kabul edilen graffiti; farklı duvar boyama türlerini de içerisine alan ve yine içerdiği bu muhalif tavır vesilesiyle çoğunlukla sokaklarda kendine yer bulan oldukça dinamik bir sanat olarak kabul ediliyor. Kökenini mağara resimlerine dek uzatmak gibi bir romantikliğe yenik düşsek de bugün graffiti olarak bildiğimiz tüm yapıtlara benzer formdaki ilk graffiti’lerin üretimi 1940’lı yıllarda başlamış. Berlin Duvarı’nı süsleyen graffiti’ler, dönemin ruhunu yansıtmanın ötesinde, geleceğe önemli izler bırakabilecek güçteki sanatsal belgeler haline gelmiş. Zira bu durumu günümüzde bu duvarı ziyaret ederek deneyimlemek de mümkün. Ancak graffiti’nin asıl popülerleştiği ve tüm dünyaya bir kültür olarak yayıldığı olaylar dizisi, 60’lı yıllarda ABD politik yaşamında filizlenmiş. Siyahilerin öncülük ettiği ve sonraları tüm muhalifler ve özellikle gençler tarafından sempatiyle karşılanan bu ifade biçimi; yalnızca söylemleri değil, kitle eylemlerinde ya da sosyal olaylarda kişi ya da grupların birbirlerini bulabilmeleri amacıyla da kullanılmış.

Sanatçının İmzası

Rap ve hip-hop kültürünün bir uzantısı olarak da gelişen graffiti, mevzuyu politik paydadan biraz da olsun kopararak müzik grupları ya da müzik üreten kimselerin -kendilerince- simgesi haline gelmiş. Genele bakıldığında graffiti’leri kişisel ya da toplumsal birer imza olarak görebileceğimiz gibi geleceğe bırakılan birer not olarak da okuyabiliriz. İsyanların, işgallerin ve alt kültürün ışığında canlanan ve yaşamaya devam eden bu sanat; yıllar geçtikçe birçok konuda olduğu gibi amacından ve araçlarından sapmaya başlıyor. Graffiti’nin saptığı bu yolda para ile tanışmasına geçmeden önce graffiti nedir ve ne değildir bir bakalım.

Her Duvar Resmi Graffiti midir?

Birçok sanat dalında olduğu gibi graffiti’de de farklı ifade biçimleri bulunuyor. Bu durum da graffiti dünyasının kendine has Picasso’ları ya da Magritte’leri olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Graffiti’ler genellikle resim ve yazının ortak kullanımıyla şekilleniyor. Tabii graffiti de diğer sanat dallarında olduğu gibi mutlaka sanatçısının imzasını taşıyor. Kimi zaman imzanın kendisi de graffiti’yi oluşturabiliyor. Bazı graffiti sanatçıları ise illüstrasyonu andıran incelikte çalışarak bu sanat dalına çok daha farklı bir açıdan yaklaşabiliyor.

Sanılanın aksine graffiti eserleri yalnızca duvarlarda değil; yerlerde, bina cephelerinde, kepenklerde ya da zeminlerde de kendine yer bulabiliyor. Özellikle 60’lı yıllarda bu eserler için yer seçimi konusunda oldukça cömert davranan sanatçıların, tren vagonlarından otobüs tutacaklarına, tuvalet kapaklarından çöp konteynırlarına uzanan geniş bir seçkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu tip zorlu noktalara yapılan graffiti’lere ‘heaven’ (cennet) deniyor. Şimdilerde birçok markanın tanıtımında kullanılan ve gerilla pazarlamanın en önemli unsurlarından biri olan stencil’ler (şablon resimler) ya da sticker (etiket) adı verilen ve farklı formlarda kesilerek duvara yapıştırılan kağıtlar da graffiti sanatının önemli birer parçası olarak hayat buluyor.

Sahibinden Satılık Graffiti

Tüm sanat eserlerinin satışa sunulduğu ve kavramsal sanat sayesinde neredeyse her şeyin sanat olduğu bir atmosferde graffiti eserlerin satılmasına pek şaşırmamak gerektiğini düşünebilirsiniz. Diğer yandan graffiti’lerin uzunca bir süre illegal sayılması, graffiti yapan kişilerin bu sebeple ceza alması ve en önemlisi de graffiti’nin temel meselesinin sokakta cereyan etmek olması da düşünüldüğünde, bu eserlerin birer ‘eser’ olması ve sonrasında satışa hazır hale gelmesi kafaları biraz karıştırıyor. Günümüzde birçok markanın pazarlama kampanyalarında tercih etmeye başlaması (buna kitap tanıtımları da dahil) graffiti’lerin gidişatına dair oldukça net bir ipucu sunsa da 2017 Aralık ayı itibariyle işin rengi tamamen değişti. Peki, bu tarihte ne oldu?

Sotheby’s; Hong Kong Çağdaş Sanat Vakfı (HOCA) ortaklığıyla tarihte ilk kez sokak sanatı başlığı altındaki eserlere yönelik bir müzayede düzenledi. Geçtiğimiz ay final satışlarıyla da müzayede tamamlandı. Böylece Invader, Vhils, Shepard Fairey ve José Parlá gibi birçok önemli sanatçının işleri yaklaşık 370.000 dolara satılmış oldu. Toplamda 37 işin ‘satılması’ neticesinde bu eserlerin artık koleksiyonerler ve en önemlisi müzeler nezdinde de tanınması sağlandı. Her ne kadar hem sanatçılar hem de satışı gerçekleştiren kurum ve kuruluşlar durumu hafifletmek ya da farklılaştırmak için satışları birer ‘bağış’ olarak gösterse de bu fiziki eserler, içlerinde barındırdıkları fikir ve ruhla birlikte satılmış oldu. Bizler de böylece artık sanatın herhangi bir formunun satışa sunulabileceğini ve bunun için zaman ya da mekan kaygısı taşınmadığını görmüş olduk.



12.06.2018 - Tasarım ve Mimari
Tasarım, Sanat, Haber