Hamburg’un Yeni Gözdesi, David Chipperfield Harikası: ElbTower

Venedik Bienali küratörlüğü ile tasarım ve mimari dünyasında büyük üne kavuşan ve birçok önemli mimari projenin yaratıcılarından biri olan David Chipperfield’ı şimdilerde Hamburg’da hayat bulan ödüllü gökdelen tasarımı ElbTower’la tanışma ve Chipperfield’ın dehasıyla bir kez daha karşılaşmaya hazırsanız, başlayalım.


En Az Copperfield Kadar Sihirli Bir Kariyer: David Chipperfield

1985 yılından bu yana, kendi ismiyle kurduğu David Chipperfield Architects bünyesinde çalışmalarına iddialı projelerle devam eden Chipperfield; eğitimini Londra'da Kingston School of Art ve Architectural Association'da tamamladı. Kendi ofisini açmadan önce Norman Foster, Richard Rogers ve Douglas Stephen gibi isimlerle çalışan Chipperfield’ın kariyerindeki dönüm noktası, Common Ground teması ile açılan 2012 Venedik Mimarlık Bianeli’ndeki küratörlüğü oldu.
Kariyeri boyunca birçok önemli ödüle layık görülen Chipperfield’ın kazandığı heyecan verici ödüller arasında Andrea Palladio, Heinrich Tessenow Gold Medal, RIBA Stirling, Praemium Imperiale ve Mies van der Rohe bulunuyor. Londra, Berlin, Milan ve Şangay'da ofisleri bulunan mimar, çalışmalarını da ağırlıklı olarak bu şehirlerde gerçekleştirmekle birlikte dünyanın farklı birçok noktasında alternatif ve bir o kadar da iddialı mimari projelere hayat vermeye devam ediyor. Görkemli silüetiyle nefes kesen 203 metrelik ElbTower da bu iddialı mimarlık projelerinin en güncellerinden.

Şehrin Sınırlarını Esneten Bir Tasarım: ElbTower

Chipperfield’ın Berlin ofisi tarafından hayata geçirilen ElbTower, kentin ‘gelişmekte olan’ Hafencity bölgesinde, SIGNA Prime Selection şirketi için özel olarak tasarlandı. Büyük ölçüde ofis alanlarından oluşan projede bar, otel, restoran, dükkan, konser alanı, panorama terası, filarmoni salonu ve sergi alanları da yer alıyor. Böylece ElbTower, şehir silüetini tamamlayan güncel bir ‘yapı’ olmanın yanı sıra işlevselliğini artıracak ve en önemlisi de var olduğu şehrin yaşamını temsil edebilen ve bu şehrin sınırlarını esnetebilme gücüne sahip değerli bir proje olarak karşımıza çıkıyor. Hamburgluların ‘gözünden kaçan’ bu noktayı belirgin bir biçimde işaret eden ElbTower’ın, kısa zaman içerisinde hem kent sakinleri hem de dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler için yepyeni bir sosyal, kültürel ve günlük yaşam merkezi haline gelmesi bekleniyor. Toplamda 104 bin metrekareye yayılan yapı; dış cephesinde yer alan açık renkli alüminyum sayesinde gün içerisinde farklı ışık yansımalarıyla kinetik bir görünüm kazanırken iç mekan için de adeta bir “ışık-savar” görevini üstleniyor.

Tasarım Detaylarıyla Jürinin Favorisi

Uzun bir platform aracılığı ile şehre bağlanan binanın podyum ve giriş katı bünyesinde, daha önce de belirttiğimiz gibi bar, otel, restoran ve sergi odaları gibi farklı fonksiyonel alanlar yer alıyor. Binanın üst kısımları ise ağırlıklı olarak ofislerden oluşuyor. Aynı zamanda şehrin en uzun yapılarından biri olarak anılan bu Chipperfield harikası, aralarında emlak profesyonelleri, mimarlar ve şehir planlamacılarının bulunduğu jüri tarafından yüzlerce proje arasından seçildi ve uygulamasına karar verildi. Yapımına ise 2021 yılında başlanması öngörülüyor.

30.03.2018 - Tasarım ve Mimari
Haber, Mimari, Tasarım