İstanbul'un İkonik Yapıları ve İlginç Öyküleri

Kadim kent İstanbul, belleğine sığdırdığı milyonlarca hikayeden bazılarını, bu hikayelerin yaşandığı ikonik yapılarda yaşatmaya devam ediyor.

İstanbul'un İkonik Yapıları ve İlginç ÖyküleriYunan filozof Aristoteles’in bir anlatısında geçen “Bir şehir, farklı türde insanlardan oluşur; benzer insanlar bir şehir meydana getiremez” sözü sizce de tarih boyunca farklı kültürlerin ideal bir harmanı olan İstanbul’u tarif etmiyor mu? İstanbul böylesine çok kültürlü, kozmopolit ve eski bir şehir olunca şehrin belleğine kazınan mimari yapıların karakteri de bir o kadar benzersiz oluyor.

İşte, farklı dönemlerde farklı amaçlarla inşa edilen ancak hepsi de İstanbul silüetinde kendine yer bulan ikonik yapılar ve ilginç öyküleri:

Modern İstanbul Apartmanlarının İlki: Mısır Apartmanı / Beyoğlu

1905 senesinde Mısır Prensi Abbas Halim Paşa’nın İstanbul ziyaretlerinde kalmak için yaptırdığı Mısır Apartmanı, İstanbul’un ilk betonarme binalarından ve modern anlamdaki ilk apartmanlarından biri. Art nouveau stilinde tasarlanan ve yapımı 5 yıl süren bu apartmanın betonarme materyalle yapılma nedeni ise o dönem Beyoğlu ve Boğaz bölgesinde sık sık çıkan yalı ve köşk yangınları. Osmanlı’nın en saygın mimarlarından Hovsep Aznavuryan’ın inşa ettiği bu şahane apartmanın neredeyse her santimetrekaresinde ayrı bir hikaye gizli. Kışlık bir konak olarak inşa edilse de bir zaman sonra katlara bölünüp apartman olarak kullanılmaya başlanan Mısır Apartmanı’ndan yolu geçenler arasında Mehmet Akif Ersoy’dan Atatürk’ün diş doktoru Sami Grünzberg’e, Safiye Ayla ve dönemin yüksek sosyetesinin modacısı Nedret Hanım’a kadar birçok renkli isim yer alıyor. Günümüzde İstiklal Caddesi’nin tam ortasında yıkılmaz bir kale gibi duran Mısır Apartmanı’nda; tasarım ofisleri, sanat galerileri ve bürolar bulunuyor.

Harem’den Sarayburnu’na Selam Duran Bir Karargah: Selimiye Kışlası / Kadıköy

Osmanlı döneminin en önemli mimarlarından Krikor Amira Balyan tarafından inşa edilen Selimiye Kışlası, batılılaşma sürecine giren Osmanlı’nın en önemli sembollerinden. Harem sırtlarında, son derece eğimli bir arazide yer alan bu devasa kagir yapı, 1829 yılında tamamlandıktan sonra o meşhur kulelerin eklendiği çeşitli renovasyonlar geçirdi. Kırım Savaşı yıllarında İngiliz askerlerine tahsis edilen ve modern hemşireliğin kurucusu Florance Nightingale ve ekibine de ev sahipliği yapan bu karargah öylesine büyüktür ki 4 yıl boyunca aynı anda askerlik yapan iki kardeşin kışlada birbirine hiç rastlamadığı bile rivayet edilir. İstanbul silüetinin vazgeçilmez unsurlarından olan Selimiye Kışlası’nın mimarisinde orta avluya bakan koridorlar ve kusursuz pencere simetrisi göze çarpar.

Dünyanın En Güzel Adalarından Birinde ‘Sürgün’ Evi: Troçki Evi / Büyükada

Asıl ismi Yanaros Köşkü olan ve 1850’li yıllarda Rum banker Nikola Demades tarafından inşa ettirilen Troçki Evi, bugün son derece bakımsız ve terk edilmiş bir görünüme sahip olsa da Adalar bölgesinin en ikonik yapılarından biri olarak hafızalarda önemli bir yer tutuyor. Rusya’dan sürülmesinin ardından Büyükada’daki sürgün yıllarını bu ahşap köşkte geçiren Bolşevik Devrimi önderi Lev Troçki’nin etkisiyle ‘Troçki Evi’ olarak bilinen köşk, 17. yüzyıl Rum mimarisinin klasik özelliklerini taşıyan bir ada köşkü. 4 yıl boyunca Troçki’ye huzurlu bir ev olan bu köşk, özel mülk olmasından ötürü bugün herhangi bir müze ya da anıt kapsamına alınmış değil.

Pera Ruhunu Taşıyan Nostaljik Bir Film Seti: Büyük Londra Oteli / Beyoğlu

Beyoğlu’nun Tepebaşı bölgesinde yer alan ve İstanbul’un en eski otellerinden olan Büyük Londra Oteli -namı diğer Grand Hotel de Londres- halen otel olarak hizmet veren gerçek bir eski Pera binası. Meşhur Orient Express treninin İstanbul’a uzanmasıyla doğan otel ihtiyacını karşılamak için inşa edilen bu binanın en çok dikkat çeken mimari özelliği, Haliç’i panoramik gören planlaması ve ön cephesinin yan cephelerine göre çok daha gösterişli bir şekilde tasarlanarak kazandığı eklektik tarzıdır. Ünlü edebiyatçı Ernest Hemingway’in de konukları arasında yer aldığı bu nostaljik otel, Altın Ayı ödüllü yönetmen Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeselinde de iç ve dış mekanları ile bolca boy gösteriyor.

Haliç’in Kızıl Gülü: Fener Rum Lisesi  / Balat

Halk arasında ‘Kırmızı Mektep’ olarak anılsa da pek çokları tarafından ilk bakışta kilise zannedilen Fener Rum Lisesi, Fener sırtlarında o kendine has kızıl rengi ile 1881 yılından beri Haliç silüetinin en önemli tamamlayıcısı. Grotesk tavrıyla okuldan çok bir katedrali andıran bu göz alıcı yapının bir diğer önemli özelliği ise benzersiz kırmızı rengini Marsilya’dan özel olarak getirtilen terracotta tuğlalar sayesinde kazanmış olması. Hayranlık uyandıran mimarisiyle olduğu kadar İstanbul’un kent kimliğindeki önemli rolüyle de literatüre geçen bu kadim lise, tam 564 senedir aralıksız şekilde eğitim veren, İstanbul’un en eski eğitim kurumlarından biri. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in azınlıklara karşı geliştirdiği hoşgörülü siyaset sonrasında hizmete açılan bu okul, erken yıllarında Kuruçeşme ve Eyüp gibi bölgelerdeki farklı binalarda faaliyet gösterdikten sonra okulun mezunlarından Dimadis tarafından 1881’de inşa edilen ‘Kırmızı Mektep’ binasına taşındı.

İstanbul Aşığı Bir Ailenin Son Kalesi: Whitall Malikanesi / Moda

Moda Caddesi üzerinde, Moda Burnu’na giderken sol kolda kalan kasvetli ve gizemli köşkü bilmeyen yoktur. 1800’lerin başında İngiltere’nin Liverpool kentinden İzmir’e ticaret yapmak için yerleşen, ilk yıllarında yoksullukla boğuştuktan sonra büyük bir servete kavuşan Whittall Ailesi’ne ait olan bu köşk, gri ve kasvetli görüntüsünden olsa gerek ‘perili köşk’ olarak da anılır. Ailenin ilk nesli İzmir’in Bornova semtinde inşa ettirdikleri görkemli köşklerde yaşasalar da Mr. Whittall’ın torunları, İstanbul’un büyüsüne kapılarak Moda’ya gelirler ve burada birçok malikane inşa ettirirler. Yıllarca gerçek bir ‘Modalı’ gibi yaşayan, bu semte tutkuyla bağlı olan ve pek çok gönüllü projeye de imza atan Whittall Ailesi, ne yazık ki 1. Dünya Savaşı yıllarında ülkelerine geri dönmek zorunda kalır ve yıllarca aileye yuva olan köşk ise bu dönemden sonra defalarca el değiştirir.

11.12.2018 - Tasarım ve Mimari
Mimari, Tasarım, Sanat