Pop Art Sanat Akımı ve Tarihçesi: Renkli Bir Dünya

Pop Art, 1950'li yıllarda ortaya çıkmış ve tüm dünyayı etkisi altına almış bir sanat akımı. Bu yazımızda sizin için renkli bir dünyanın kapısını aralıyoruz ve pop art akımını inceliyoruz.

Avrupa ve Amerika'da ortaya çıkan, 1960'lı yıllardan itibaren ise tüm dünyaya yayılan "pop art" sanat akımı, çağımızın en çok konuşulan kavramlarından bir tanesi. Popüler sanatın kısaltılmış adı olan "pop art", renkli ve canlı görünümüyle de herkesin bir şekilde ilgi duyduğu bir akım.

Bu yazımızda afişlerden dergilere, edebiyattan sinemaya kadar çok farklı disiplinleri etkisi altına alan pop art akımını inceleyeceğiz ve tarihçesine bakacağız. Renkli bir dünyaya dalmaya hazırsan, başlayalım.

Pop Art Teriminin Ortaya Çıkışı

Pop art terimi ilk defa ünlü İngiliz sanat eleştirmeni ve küratörü Lawrence Alloway tarafından 1958 yılında kullanılmıştır. Alloway bu terimi Architectural Design (Mimari Tasarım) isimli bir dergiye yazdığı “Sanatlar ve Kitle İletişimi” makalesinde popüler kültür ürünlerini tanımlamak için kullanmış.

Alloway daha sonra bu kavramın kapsamını genişletmek adına güzel sanatlar alanında popüler kültür ögelerini kullanan sanatçıları da bu başlık altında değerlendirmek istemiş.

Dönemin önde gelen bir başka sanat akımı olan Soyut Ekspresyonizm'den (Dışavurumculuk) uzaklaşmak isteyen ve popüler kültür temalarıyla ilgilenen sanatçılar da bu kavram ile dikkatleri üzerine çekmeye başlamış.

Pop Art’ın Genel Özellikleri Nelerdir?

Konrad Klapheck’in daktilo makinesi resmi ve Richard Hamilton’ın dünyaca ünlü otomotiv firması Chrysler için yaptığı "Chrysler Şirketine Saygı" isimli tablosu popüler sanat damgası taşıyan ilk eserler olarak kabul ediliyor.

1960-1970 yılları arasında sanat akımları arasında öne çıkan ve sanat dünyasını derinden etkileyen pop art akımı, çok geniş topluluklara ulaşmayı başarmıştır. Makineleşmeye karşı ortaya çıkan bu akım, gerçek ile görüntünün farkını ortaya koymaya çalışmıştır.

Bu sanat akımının en önemli ve değişmeyen prensibi ise resim yapma işinin yaratıcı yönünü yüceltmekti. Sanatçılar resmin neyi ifade edeceğine resme başlamadan önce karar vermiyordu.

Çizgi roman estetiğini sanatsal bir boyutta ele alan bu akımın sanatçıları, resim, heykel, sinema ve çevresel düzenlemelerle kendilerini ifade ediyordu. Tema olarak ise gündelik yaşam nesnelerini, kitlesel medyayı, reklamları, tanınmış televizyon ve sinema simalarını kullanıyorlardı. Çalışmalardaki canlı tonlar ve renkler ise bu sanat akımının karakteristik özelliğiydi.

Amerika’da Pop Art: Konserve ve Hamburger İmgeleri

Popüler sanat olgusu özellikle Amerika'da bir kitle hareketine dönüşmüştü. Bunun başlıca sebebi de televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi kitle iletişim araçlarının çokluğuydu. Pop art sanatçıları denilince akla gelen ilk isimler olan Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Rosenquist, Dine ve C. Oldenburg gibi genç sanatçılar da bu kitle iletişim araçlarını oldukça başarılı şekillerde kullanmışlardı ve sanatlarını çok geniş kitlelere duyurmuşlardı.

Sigara paketleri, konserve kutuları, Coca Cola şişeleri, hamburgerler, farklı yiyecek ve içecekler bu akımın vazgeçilmez imgeleri oldu. Bundan ötürü de pop art akımı özellikle Amerikan toplumunun gündelik yaşamındaki sıradan nesnelere sanatsal bir anlam kazandırdı.

Alışılmışın Dışında ve Eğlenceli

1960'lı yıllardan başlayarak günümüze kadar tüm dünyaya yayılan bu sanat akımı, çok geniş kitlelerce kabul görmüş durumda. Klasik ve alışılmışın dışında olan, rengarenk yapısıyla farklı bir etki yaratan pop art akımı, özellikle endüstri ve teknoloji ile bağlantılı olan kuşaklar üzerinde derin bir iz bırakmıştır.

Bazı sanat tarihçileri ve eleştirmenleri bu sanat akımını ve formunu oldukça yüzeysel olarak görse de pop art, sanat tarihinde hiçbir sanat akımının ulaşamadığı kadar geniş bir kitleye ulaşma şansına erişmiştir ve etkileri de hala devam etmektedir.

26.12.2019 - Kültür Sanat
Kültür, Sanat