Venedik Bienali 16. Mimarlık Sergisi'nin Dikkat Çeken Eserleri

Sanat dünyasında olduğu kadar mimarlık dünyasında da büyük öneme sahip etkinliklerden biri olan Venedik Bienali 16. Mimarlık Sergisi’nde bu yıl da birçok etkileyici sanat eseri sanat izleciyicisiyle buluştu. Bu yılın ‘Serbest Alan’ teması altında üretilen en dikkat çekici işlere  göz atıyor ve küçük bir ilham turuna çıkıyoruz.


Gelmiş geçmiş en kapsamlı sanat etkinliklerinden biri olarak anılan Venedik Bienali’nin düzenlediği 16. Mimarlık Sergisi; 26 Mayıs-25 Kasım 2018 tarihleri arasında ‘Free Space’ (Serbest Alan) temasıyla düzenleniyor. Türkiye’nin de geniş bir pavyon ile katılım gerçekleştireceği bu önemli serginin küratörlüğünü ise Ivonne Farrell ve Shelley McNamara üstleniyor. Bu yılın teması olan Free Space (Serbest Alan) ile ilgili küratör McNamara şu şekilde açıklama yapıyor: Eğer mimariyi, yaşadığımız ve ikamet ettiğimiz alana uygulanmış bir düşünce biçimi olarak algılıyorsak alan, serbest mekan veya kamusal alan, mimari yapının varlığı veya aynı şekilde yokluğuyla ilgili olabilir.
Katılımcılar sergide sunacakları eserlerinde “serbest mekanın” ne demek olduğunu araştırırken mekanların insanlara verdiği "hediyelere" odaklanıyor. Yalnızca sergiden ibaret olmayan bu kapsamlı etkinlikte konferans, toplantı ve eğitimler de gerçekleştirilecek. Toplamda 71 katılımcının bulunduğu bu önemli sergide, bize ilham veren ve dikkatimizi çeken eserleri sizin için bir araya getirdik.

Sunyata: The Poetics of Emptiness - Endonezya Pavyonu

‘Boşluğun Poetikası’ olarak çevrilebilecek bu görkemli eser, “Mimarlıkta herhangi bir form ya da şekil olmasaydı, mimarlık nasıl bir şey olurdu?” sorusuna ‘yaşayan’ bir cevap arıyor. Bulunduğu mekanı, yani ona ayrılan tüm pavyonu bu akışkan ve serbest ‘cevap’ ile dolduruyor. Endonezya mimarisinde de önemli bir etkisi olan ‘boşluk’, bu eserde tüm mekanı çevreleyen aktif bir enerji olarak yorumlanıyor. 21 metre uzunluğunda, 18 metresi kağıttan yapılmış ve pavyonu ikiye bölen bu tasarım, tamamı elde hazırlanacak şekilde 10 gün içerisinde tamamlanmış.

Mnemonics - Romanya Pavyonu

Serbest alan kavramının çağdaş ve eğlenceli yönünü ele alan Mnemonics, bu eseriyle Romanya toplumunun geçtiğimiz yıllarda dönüştüğünü gördüğü kamusal kentsel alanının iyimser fotoğrafını ortaya koyuyor. Hareket, hayal özgürlüğü, çocukluğunu hatırlama ve oyunculuğunu yetişkinliğe yeniden bağlama özgürlüğü gibi temalara eğilen bu eser, içinizdeki çocuğu ve dolayısıyla tüm pozitif enerjinizi açığa çıkararak bunu diğer katılımcılarla paylaşabileceğiniz bir alan yaratıyor.

Together and Apart: 100 Years of Living-  Litvanya Pavyonu

Birlikte ve Ayrı: Yaşamın 100 Yılı, siyah duvarlar ve açık bir beton zemine sahip tasarımıyla oldukça karamsar bir atmosfer çiziyor. Şehir planlamacısı Evelina Ozola, mimar Matiss Groskaufmanis, senografist Anda Skrejanem ve yönetmen Gundega Laivina'nın küratörlüğünü yaptığı Letonya pavyonunda hayat bulan bu eser; bitişik duvarlarda sunulan yazı, fotoğraf ve diyagramlar eşliğinde, apartman tipolojisinin gelişimini temsil ediyor. Litvanya’nın abartılı yükseklikteki binalarına atıfta bulunan bu karamsar eserler bütünü, perdelerle farklı bölümlere ayrılıyor ve her bölümde “uzaklık, vaat, sıcaklık ve kendilik” olmak üzere farklı temalara yönelik işler bulunuyor. Karamsar olduğu kadar, yoğun bir dikkat ve ilgiyi isteyen bu bölümde, sizleri bolca düşündürecek temalar yer alıyor.

Unbuilding Walls - Almanya Pavyonu

GRAFT ve Marianne Birthler tarafından küratörlüğü gerçekleştirilen Almanya pavyonu, sergiye ‘Duvarları Yıkmak’ başlıklı eseriyle katılıyor ve mimaride bölünme ve dahil etme temalarını işliyor. Işık dolu bir alanda siyah panellerden oluşan yerleştirme; panellerin ardında “Düşünce Duvarı” olarak adlandırılan video enstalasyonu ile devam ediyor. Bu esnada aynaya yansıyan hikayelerle birlikte sunulan şeffaf duvar ise hikayenin derinliğine ithafen sonsuzluğa atıfta bulunuyor.

The Shift - Türkiye Pavyonu

Proje koordinatörlüğü Kerem Piker tarafından gerçekleştirilen Türkiye pavyonu bu yıl The Shift yani Vardiya projesiyle hayata geçiriliyor. Tüm katılımcılar için bir buluşma, karşılaşma ve mimari üretim programı geliştirmeye yönelik bir alan olarak tasarlanan projede uluslararası bir çağrı sonucu seçilecek olan mimarlık lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin, bienal süresince sergileri gezmeleri, atölye çalışmalarına katılmaları ve farklı ortamlarda üretimlerde bulunmaları amaçlanıyor. Böylece yalnızca ziyaretçileri ağırlayan ‘pasif’ bir serbest mekan yerine katılımcıların desteğiyle sürekli değişen ve gelişen bir alan alternatifi sunuluyor.

04.07.2018 - Tasarım ve Mimari
Mimari, Tasarım, Haber