Villiam Callebaut Mimarlık'tan Dikine Orman Denemesi

Yeşil bir gezegen özlemi yalnızca çevre projeleriyle varılabilecek bir hedef mi? Tabii ki hayır! Ekolojik binalar yerlerini yavaş yavaş sağlamlaştırıyor.

Yeşil ve dönüştürülebilir projeleriyle tanıdığımız Villiam Callebaut Mimarlık, bu kez ‘milenyumlular’ için özel bir projeye imza attı. İlk 50 Yeşil Gezegen Mimarı arasında yer alan firma; bu projede yalnızca ekolojik kaygılarla değil, X ve Y jenerasyonlarınca sıklıkla eleştiri konusu haline gelen “modern” mimari anlayışına alternatif çözümler sunmak üzere yola çıkıyor. Biz de bu ekibi heyecan ve merakla izlemeye merak ediyoruz. Şimdi, proje detaylarına göz atalım!

Kentin Ortasında Bir Orman Hayali

Günümüz koşullarında gelişen hızlı kentleşme ve buna bağlı diğer tüm faktörler bizi peyzaj alanlarından mahrum bir kent yaşamına neredeyse mecbur bırakıyor. Kimi şehirler bu zorbalığı reddederken kimileri ise -bölgesel olarak da olsa- bu duruma boyun eğiyor. Yalnızca Türkiye’de değil dünyada da farklı ihtiyaç ve dinamiklere yönelik tasarlanan şehirlerde yeşil alanlar ikinci planda kalabiliyor. Özellikle daha kozmopolit şehirlerde, park ve bahçeler dışında yeşil alan bulmak neredeyse imkansız hale geliyor. Tüm disiplinlerde olduğu gibi mimarlıkta da bu zorlu problemin üstesinden gelmek ve alternatif alanlar yaratmak günümüzde bir trend haline gelmişken ünlü mimarlık ofisleri de çalışmalarını bu alanda konumlandırıyor.

Vahşi Bir Milenyum Ormanı

Villiam Callebaut Mimarlık’ın en güncel ve ödüllü projelerinden biri olan Millennial Vertical Forest da odağını kent içindeki yeşil alanlara alıyor ve ‘dikine orman’ inşa etmek üzere kolları sıvıyor. Kent içerisinde ormanlara yer ayrılmadığı/ayırılamadığı için mevcut binaların yeşillendirilerek dikey birer orman olarak yorumlanmasını öneren projede; 25-35 yaş arası kişilerin konaklayacağı ve sosyal alanlardan yararlanacağı bir alan tasarlanmış. Bu alanda aynı zamanda bitkilerin doğal bir biçimde yetiştirildiği ve biyolojik çeşitliliğin gelişmesine olanak sağlayan bir mekan tasarımı da yer alıyor. Bitkiler haricinde iç mekan tasarımında çoğunlukla dönüştürülebilir ya da doğal malzemelerden yararlanılıyor.

Dikine Ormanda Yaşam

Bu özel mimari tasarım, yalnızca mimari kaygılarla sınırlı kalmayarak tasarımın sunduğu geniş imkanlarla -tıpkı ormanın derinlerindeki saklı kalmış yuvalar ya da ağaç dallarındaki kuş yuvaları gibi- bu mekanda yaşayacak ya da yalnızca vakit geçirecek kişilerin bir topluluğa ait hissettiği sıcak bir alan yaratma hayalini taşıyor. Konaklama alanlarının yanı sıra ortak çalışma alanları, sosyal alanlar ve ormanın tadına varabileceğiniz balkon ve teraslarla ‘vahşi orman yaşamının’ tam ortasına, bir o kadar vahşi olan kent yaşamını konumlandırıyor.

Çok Amaçlı Mekanlar Ekolojik Çözümlerle Buluşuyor

Proje kapsamındaki tüm konaklama ve ortak çalışma alanları modüler olarak tasarlanmış. Bir diğer deyişle kişinin kullanımına yönelik olarak yeniden tasarlanabiliyor. Aynı zamanda gençlere iş imkanı sunmaya hazırlanan ‘Bang!’ isimli çalışma ve atölye alanında, gençlerin mekan aracılığıyla kendilerine değer katabildikleri bir model sunuluyor. Son olarak söz milenyumlu gençlerden açılmışken müziği es geçmek olmazdı tabii. Proje kapsamında The Music Factory adında geniş bir konser salonu da bulunuyor. Her katında farklı bir yaşam alanı sunarken biyolojik çeşitlilik ve doğal yaşama destek sunan bu özel proje, binanın dış cephesini saran özel solar paneller sayesinde enerji tüketiminde de yüksek oranda tasarruf sağlıyor. Hem iç hem de dış mekan tasarımıyla %100 doğal ve ‘organik’ olarak nitelendirebileceğimiz bu orman modelinin birçok şehir için örnek teşkil etmesini umuyoruz.

31.10.2018 - Tasarım ve Mimari
Mimari, Tasarım, Haber