Erden Timur Bestyle Nisan - Patronlar Kulübü'nün sorularını yanıtladı.

Nef Yönetim Kurulu Başkanı Erden Timur Patronlar Kulübü'nün sorularını yanıtladı.


1-Şu an bulunduğunuz noktada işinizi nasıl tanımlıyorsunuz, tam olarak neler yapıyorsunuz, şirketinizde hangi kollarda faaliyetler gösteriyorsunuz?
Kendimi bildim bileli hayalim başbakan olmaktı. Bu amaçla İstanbul Marmara Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldım. Sonrasında master eğitimim için London School of Economics’e gittim. Fakat, babamın rahatsızlığından dolayı 3 aylık bir eğitim süresinden sonra Türkiye’ye geri dönmek zorunda kaldım. Böylece başbakanlık hayallerim rafa kalktı ve kendimi bir anda hiç de hayal etmediğim bir konumda, gayrimenkul sektöründe buldum. Zor bir durumla karşı karşıyaydım, çünkü arsa sahibi olduğumuz bir projede, müteahhidin arsadaki işi yarım bırakmasıyla tüm sorumluluk bana kalmıştı…
Yeni hayallere yönelerek var olduğum yerde fark yaratmaya odaklandım. Gayrimenkul sektöründe klasik projeler yaparak kendimi hiçbir riske atmadan devam edebilirdim ama o zaman, hayallerim gerçek olamazdı. Bu nedenle, kolayı tercih edip risk almamak yerine, yeni bir şeyler deneyip, fark yaratmayı tercih ettim. Böylece; ev, konut, yaşam alanı dendiğinde insanların “hayal kurmasına” fırsat sağlayan adımlar attım. Gayrimenkul sektöründe, projelerimizle insanların yaşam alanındaki hayallerini hayata geçiriyoruz diyerek özetleyebilirim.
2- Başarılı bir iş insanı olarak işinizi taşımayı hedeflediğiniz en üst nokta nedir?
Bahsettiğim gibi babamın rahatsızlığından dolayı Mersin’e dönerek, yarım kalan işi benden devralacak biri olmadığı için ben tamamlamak durumunda kalmıştım. O işten sonra Mersin’de bir proje daha yaptım. Üstüne düşünürken, sektörde pek çok boşluk gördüm. İnovasyona ve geliştirmeye çok açık bir sektör olduğunu fark ettim. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da bunun böyle olduğunu gördüm ve sektörün bu geliştirmeye açık tarafı bana çok güzel geldi. Dünyada bu işin hiç uluslararası marka yok. Amerika’nın en büyük gayrimenkul şirketi bile en fazla 4-5 farklı eyalet ve şehirde proje yapıyor. Biz bu işin uluslararası markası olmak için ne yapabiliriz diye düşündüm. Sonra İstanbul’a geldim ve 2010 yılında Nef’i kurdum. Dünyanın ilk uluslararası gayrimenkul markası olma hedefiyle yolumuza devam ediyoruz.
3- Sizin sektördeki farkınız nedir?
Nef’i bir sosyal şirket olarak konumladık. “Sosyal şirket”i tanımlamamız gerekiyordu elbette. Bunun için dağıtılabilir karın yüzde 51’ini toplumla paylaşan şirket sosyal şirkettir diyorduk. Çünkü karın çoğunluğunu kim alıyorsa, patron da odur. Dolayısıyla patronu toplum olan bir şirket kurduk. 
2010’da, kuruluşumuzdan bu yana hiç kar dağıtmadık; toplumsal fayda sağlamak üzere yaptığımız çalışmalara ayırdığımız bütçe, paylaşılabilir karın yüzde 51’in çok ötesinde oldu. Öncelikle insanların karşılayabilecekleri fiyatın 10 katı üstünde değere sahip evlere ulaşabilmelerini sağladık. Biz buna demokratikleşme diyoruz. Bunu Foldhome konseptimizle, endüstriyel tasarımcılarla çalışarak ve farklı tasarım anlayışımızla sağladık. Temel mihenk taşı budur. Aslında bu ihtiyaç duyulan bir inovasyondu, bu sebeple de çok heyecanlanmıştım, fikir oluşunca. Uzağa gitmeye gerek yok aslında; pandemiyi düşünelim. 
Tüketicilerin beklentilerinde de ciddi değişimler yaşandı bu süreçte. Yeni normalde sosyal mesafenin daha rahat korunabileceği ve dışarıda daha fazla vakit geçirilebilecek müstakil, bahçeli ve geniş balkonlu evlere talebin arttığını görüyoruz. Evden çalışma uygulamasının artması ve özellikle yurtdışı tatil imkânlarının azalması gibi birçok gerekçe ile yeni tüketici ihtiyaçları oluşuyor, bu da beraberinde inovasyonu getiriyor. Nef projelerinde bulunan Foldhome konseptimiz de aslında bu yeni normalin ihtiyaçlarına yanıt veren ama çok çok önce hayata geçen bir keşifti. Sosyal mesafeli yaşam kültürünün kurallarını bünyesinde barındırıyor nitekim. Foldhome konseptimiz sayesinde stüdyo daire satın alan bir yatırımcımız, misafir odası, müzik odası, spor odası gibi 24 farklı odayı da satın almış oluyor. Katlanır ev anlamına gelen Foldhome konsepti ile, bir eve sığmayacak tüm odalar katlanarak eve dahil edilebiliyor. Foldhome sistemi, 5 bin metrekarelik bir evin sahip olabileceği özellikleri sunan mimari bir yaklaşım oluyor. Özellikle sosyal mesafenin önem taşıdığı bu günlerde, evinizin bulunduğu binada dilediğiniz an eve ekleyebileceğiniz bir sinema salonu, sanat odası, misafir odası olması Nef projelerine olan ilgiyi de artırıyor. Temel mihenk taşı budur. Sosyolojik tespitlerimizle, insanları hayallerinde bile ulaşamayacağı bir şeyi ulaşılabilir hale getirmek bizi diğer markalardan ayırıyor.
4-Yurt dışı çalışmalarınız var mı? Sektörünüzdeki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uluslararası bir marka olma yolculuğumuza ürünle ilgili çok önemli gelişimlerden birini tasarımda gerçekleştirerek başladık. Dünyanın en ünlü mimari ve endüstriyel tasarımcıları ile çalıştık. Bu çabaların temelinde de bir model yaklaşımımız vardı. Uluslararasılaşma ve ürüne katma değer ekleme noktasında taklit edilmesi zor, buna karşın tekrarlanması ve implemente edilmesi kolay bir model oluşturmak istiyorduk. Şu bir gerçek ki biz tek başımıza aynı anda 100 noktada 5000 ayrı proje götüremeyiz, bu nedenle modelimizin uygulanabilir olması ve başkaları tarafından da kullanılabilmesi önemliydi. Zamanla çalıştığımız mimarlar bizi uluslararası çevrelerde anlattıkça bizim modeli beğenen ve dünyanın birçok yerinde uygulamak isteyen önemli oyuncularla temas kurmaya başladık. Amerika’dan Avrupa’ya birçok coğrafyada büyük şirketler modelimizi kullanmak için bize başvurdu.
Şimdi foldhome ve foldoffice gibi talep gören inovasyonlarımızla, New York, Londra, Kazakistan gibi şehir ve ülkelerde projeler geliştirme sürecine başladık. Bugüne kadar Amerika, İngiltere ve Kazakistan’da projeler yaptık. İngiltere’de aslında fikir ihracatı ile işe başladık, Amerika’da proje geliştirme sürecimiz devam ediyor, Kazakistan’da da büyük bir proje geliştiriyoruz. 

5- Sosyal bir şirket olan NEF’in bir de özellikle kadınlara olan desteğiyle ilgili çok sık duyduğumuz bir vakfı var; NEF Vakfı. Kısaca bahseder misiniz vakıf çatısı altında neler yapıyorsunuz? 
Nef Vakfı’nı 2013 yılında İstanbul’da hayata geçirdik. Özellikle hangi bölgede proje geliştiriyorsak oraya dokunmaya, yarar sağlamaya odaklanarak, Nef Vakfı çatısı altında bugüne kadar aldığımız her nefesi vermek ve sahip olduğumuzu paylaşmakla yükümlü olduğumuza inandık. Nef Vakfı; burslar, engelsiz ev, Hay Atölye, kentsel vizyon, aile ve toplum sağlık merkezleri, herkes için foldhome gibi çok farklı projelerle; başta kadın olmak üzere, eğitimden sağlığa, çevreden eşit yaşam şartları yaratmaya kadar çok geniş bir alanda fayda yaratma misyonu üstleniyor. Bugüne kadar “Kadınlara Nefes” adı altında binlerce kadına ulaştık ve ülkemizin en kıymetli varlıkları olan kadınlarımıza destek olduk. Sosyal sorumluluk bilinciyle başlattığımız çalışmalarımızdan “Hay Atölye” projesinde ihtiyaç sahibi yüzlerce kadın, vakfımız çatısı altında aldığı eğitim neticesinde el emeği ürünler yapıyor.  Nef Vakfı da online ya da perakende satış noktalarında bu ürünlerin tüketicilerle buluşmasına aracılık ediyor. Hay Atölye’deki kadınlarımız, evlerinde oluşturulan çalışma fırsatı ile birçok ürünü kolaylıkla üretip kendi ayakları üzerinde duruyor. Eğitim tarafı, üretim tarafı ve en önemlisi kadının kendi gücünü, emeğiyle keşfetmesi açısından bu proje bizim için çok değerli.
Nef Vakfı’nın bugünlere gelmesini sağlayan bu inancı devam ettirerek, hayatına dokunabildiğimiz insan sayısını artırmak ve dokunduğumuz hayatlarda kalıcı fayda sağlamak üzere projeler üretmeye devam edeceğiz.
6- Bu projelerden bir tanesi de ‘İyilik Hareketi’. Nedir İyilik Hareketi?
Evet, bu şirketi kurarken, toplumsal faydalara odaklanmayı prensip edindik. Ne yazık ki, kurumsal dünyada da bireysel olarak da, iyilik çoğu zaman para desteği vermekle sınırlı kalıyor. Oysa biz iyi hikayelerin peşine düştük. Bunlar anlatılsın, paylaşılsın ve ilham versin istedik. Bu amaçla bir iyilik hareketi başlattık. Bu hareketin ilk platformu NTV oldu; burada umut veren, fark yaratan, ilham kaynağı olan birçok hikayeye yer verdik. İyi Hikayeler’de, ülkemizin dört bir köşesinde yapılan iyilikler anlatıldı ve yeni sezonda da anlatılmaya devam ediyor. Kahramanlarımız tüm Türkiye’ye tanıtılarak iyiliğin bulaşıcı etkisini gösteriyor ve buna şahitlik ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki başkalarını düşünerek yapacağımız en ufak bir hareket, atacağımız çok küçük bir adım dahi; toplumları, insanlığı ve dünyayı değiştirebilecek. İyi Hikayeler’i desteklemeye devam edeceğiz. Hatta bu projeleri başka STK platformlarıyla da bir araya getireceğiz.
7-Ülkemizdeki ekonomik gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, konjonktürel olarak son yıllarda zorluklar yaşıyordu ve pandemi ile birlikte bu tablo belirginleşti. Ancak genç ve dinamik nüfusun, durumlara hızlı ayak uydurabiliyor oluşu ilgi uyandırıyor. Potansiyeli çok yüksek bir ülkede yaşıyoruz, zorlukları da ekonomi politikalarındaki adımlarla aşmaya çalışıyoruz. Konut sektöründen örnek vermek gerekir ise, hükümetin önderliğinde kamu bankaları tarafından Haziran 2020’de başlatılan konut kredi kampanyası sayesinde 200’ün üstünde alt sektörde de ciddi canlılık oluştu ve konut satışında rekor kırıldı. 
9-Seyahat etmeyi seviyor musunuz tercihlerinizi nasıl belirliyorsunuz?
Yoğun bir iş hayatım var, dolayısıyla da yoğun seyahat programlarım oluyor. Fakat özel hayatımda, iş temposundan vakit buldukça ailemle seyahat etmekten büyük keyif alıyorum. Daha önce deneyimlemediğimiz, yeni keşfedebileceğimiz yerleri sıklıkla tercih ediyoruz. 
10- Nasıl bir giyim tarzınız var?
Giyim konusunda konfor, öncelik sıralamasında benim için ilk sırada yer alıyor. İş hayatımda da özel hayatımda da içinde kendimi rahat hissedebileceğim smart casual tarzda giyinmeyi tercih ediyorum.
11-Aksesuar olarak ne kullanırsınız, olmazsa olmazınız nedir?
Kol saatlerim en vazgeçilmez aksesuarlarımdır.
12-Hobileriniz var mı?
Spor yapmaya özen gösteriyorum. Ayrıca çocukluğumdan beri kitap okumak en keyifli zaman geçirme yöntemlerimden bir tanesi. Bunun dışında az önce bahsettiğim gibi ailemle seyahat etmek de beni en mutlu eden aktivitelerin başında geliyor.